Mezura Eksik Ölçer Mi? Bir Hikaye Üzerinden Düşünceler
Kayseri’de bir sabah, elime mezurayı aldım ve hayatta bana verdiği dersleri düşündüm. Ama öyle sıradan bir sabah değildi bu. Bu sabah, bana bir şey öğretmeye çalışan bir mezura vardı. Ve o mezura, belki de en beklemediğim anda, eksik ölçmenin ne demek olduğunu bana gösterdi. Fark ettim ki, bazen hayat da tıpkı o mezura gibi, eksik ölçebiliyor.
Bir Gün, Bir Mezura ve Bir Başlangıç
Çok eskiden, bir yaz akşamı, annemle birlikte bir proje yapmaya karar verdik. Çocukken hep böyle hayallerim vardı; annemle birlikte bir şeyler inşa etmek, bir şeyler yaratmak… O gün, tam olarak ne inşa edeceğimizi bilmeden, uzun zamandır elimde duran eski mezurayı buldum. “Hadi, annem, bu gün çok özel bir şey yapalım!” dedim. O sırada gözlerinde bana verdiği güveni gördüm ve heyecanlandım. O mezura, beni hiç yalnız bırakmamıştı. Bir şekilde her işin içinde vardı. Ama o gün fark ettim ki, hiç beklemediğim bir şekilde, bana yanlış ölçüler veriyordu.
İlk başta anlamadım, tabii. Mezurayı kullanırken her şey yolunda gibiydi. Ama bir şeyler eksikti. Bir tarafını ölçüp, diğerini eksik ölçtüm. Geriye baktığımda, ilk başta mutlu olmuştum ama sonra fark ettim ki, ölçtüğümüz her şey yanlış çıkıyor. Bir şeyler eksikti. Annemle birlikte yarattığımız projenin kenarları, aradaki boşluklar hiç de beklediğimiz gibi değildi.
Hayal Kırıklığı ve O Anki Duygularım
Hayal kırıklığı tam o an içimi kapladı. “Mezura eksik ölçer mi?” diye düşündüm. Hiç beklemediğim bir şeydi bu. Ne kadar dikkat etsem de, o mezura beni yanıltıyordu. Üstelik bütün bu çabamız, sadece bir ölçüm yüzünden bozuluyordu. Anneme döndüm, “Anne, sence bu mezura eksik ölçer mi?” diye sordum. O da başını sallayarak, “Hayatın da bazen böyle olduğunu bilmelisin. Her şeyin tam ölçüsü yoktur. Eksik ölçen mezuralar da var.” dedi. Ve o an, ne kadar doğru söylediğini fark ettim.
Hayat, bazen bizden istediği şeyleri ya eksik verir ya da hiç vermez. Ama bu, hayatın en büyük sınavıdır. Her şeyin mükemmel olmasını beklemek, en büyük yanılgıdır. Ve o gün, bir mezura bana bunu gösterdi. O an, annemin sesindeki güveni duyarken, kafamda oluşan karışıklığı yavaşça kabul etmeye başladım.
Bir Adım Daha ve Fark Ettiklerim
Bir hafta sonra, mezurayı tekrar elime aldım. Ama bu sefer daha farklıydı. Mezura, bana hayatta neyi ölçmem gerektiğini, neyi kabul etmem gerektiğini öğretmişti. Duygularımı kabul etmek, eksik kalan yanlarımı görmek ve onlarla barış yapmak… İşte belki de hayatımda öğrendiğim en değerli şey buydu. O mezura artık bana sadece bir ölçü aracından ibaret değildi. Bir yol arkadaşıydı, bana eksik ölçülen şeylerin de normal olduğunu hatırlatan bir arkadaş. Hani bazen bir şeyi tam yapamadığınızda, işte o eksik kısmı kabullenmek, insanı hem zorlar hem de rahatlatır. Hayatta her şeyin mükemmel olmasını beklemek de zor ama en azından eksikleri olduğu gibi kabul etmek, insanın içini ferahlatabilir.
Hayata Dair Bir Ders
O gün, annemle yaptığımız projeyi tamamlamadık ama aslında bitirdiğimiz en büyük şey, o anın kendisi oldu. Ve ben fark ettim ki, bazen hayatta “eksik” diye gördüğümüz şeyler, tam da olması gereken yerlerdir. Mezura eksik ölçtü, ama ben o eksik ölçüyle hayatımı daha doğru bir şekilde anlayabildim. Bir insanın duygusal ölçülerini tam alabilmesi mümkün mü? Hayır, belki de değil. Ama o eksik ölçülerle yaşamayı öğrenmek, her anı biraz daha anlamlı kılabilir.
O gün, eksik ölçülen her şeyin aslında ne kadar değerli olduğunu düşündüm. Hayatta bazen eksiklikler en önemli dersleri verir. O mezura, o kadar küçük bir şey ki, ama beni düşündürmeyi başardı. O yüzden belki de hayatımda ölçülebilir olan tek şey, yaşadıklarımın bana öğrettikleridir. Ve bu öğretiler, her zaman eksik olacak.